Antik Mısır Mimarisi

Büyük Keops Piramidi

Keops’la ilgili bulgular, bu piramidin bulunduğu noktaya özellikle yerleştirilmiş olduğunu gösteriyor. Temelinin her bir köşesi 51 derece, 51 dakika, 14 saniyedir.

Rakamsal verileri bir kenara bırakacak olursak İbn Abd-Hükm piramitlerin yapılış nedenini şöyle anlatır:

Mısır Kralı Surid İbn-i Salhuk rüyasında dünyanın ekseninden oynadığını, yıldızların o yana bu yana kaçıştığını ve insanların tüm bu olgulara eşlik eden korkunç sesin etkisiyle korku içinde olduklarını görür. Uyanınca bütün rahiplerini toplar. Onlara gördüğü korkunç rüyayı anlatır. Rahipler astrolojik ve astronomik hesaplar yapar ve yaklaşmakta olan büyük Tufan’ı haber verirler ve krallığı yok edecek iklim değişikliğini anlatırlar. Önlerinde birkaç yıllık vakit vardır. Bu süre zarfında kral, danışmanlarına içinde kubbeler bulunan piramitler yaptırır. Piramitlere muskalar, esrarlı hazineler, paralar, çeşitli aletler, çatlamayan tekneler ve bükülebilen ama kırılmayan cam eşyalar yerleştirilir.

Ünlü Yunan Tarihçi Heredot da ilk üç piramidin ve Sfenks’in tufan öncesinde yapıldığını doğrular. Mısırlı rahipler Heredot’a, bu piramitlarin tufandan önce Mısırı yöneten firavun Surid döneminde, Hermes (Thot) rahiplerinin kutsal sırlarını daha sonraki nesillere ulaştırmak amacıyla inşa ettiklerini ve aradan 341 nesil geçtiğini söylemişlerdir.

Mısır Kıpti Tarihçisi Mesudi,

Orta çağda yaşamış olan Mesudi de Arap Tarihçisi İbn Abd-Hükm’ün aktardıklarını doğrularcasına Büyük piramidin Surid isimli bir kral tarafından yaptırıldığını aktarmıştır. Bu kayıtlara göre Surid, Tufan’dan 300 yıl önce yaşamıştır. Nasıl olduğu bilinmeyen bir biçimde kral, Aslan takımyıldızıyla ilgili bir felaket hakkında önceden uyarılır. Büyük piramidi yapma nedeni de buna dayanır, yaklaşan büyük felaketi atlatmak ve eskinin anısını koruyabilecek bir anıt yapmak…

Piramidin dış cephesi, duvar ve tavanları astronomi, matematik ve tıp alanında bilgilerle donatılır. Bu bilgilerin arasında gizemli varlıklarla ilgili bilgilerin de kaydedildiği ifade edilir. Eskilerin anısı ile ilgili tarihi bilgiler de, bu piramidin gizli bölümlerine yerleştirilir. Piramidin dış cephesi ve duvarlarındaki bu yazıtların bir bölümü günümüze kadar gelememiş ve gizli tarihe ilişkin bilgiler de şuana kadar bulunamamıştır.

Piramidin içini keşfetmek için ilk çalışmalar…

Büyük piramit yıllarca kapalı kutu olarak kalmış ve bu devasa yapının içine açılan giriş kapılarına bir türlü ulaşılamamıştı. Bu nedenle uzun süre piramidi dışarıdan seyretmekten başka elden bir şey gelememişti. Tarihi kayıtlara göre piramide girmeye çalışan ilk kişiye M.S 820 yılında rastlanır. Harun-u Reşid’in oğlu olan Halife Abdullah Al-Mamun, piramidin içinde muazzam hazineler saklı olduğunu duyduğunda, bu gizemli yapıya girmeyi kafasına koymuştu. Yanında dönemin mühendis, mimar ve inşaatçılarıyla günlerce bir giriş aradı durdu. Bulamayınca da taş yapının doğrudan ortasına bir delik açmaya karar verdi. Ne var ki çekiç ve balyozlarla bir ilerleme gösteremediler. Ellerindeki malzemelerle piramidin dış yüzeyine bir delik açamadılar.

Çok uzun ve yorucu uğraşlar sonucu 1 metre yüksekliğinde 90 cm genişliğinde bir geçide ulaşabildiler. Burası 26 derecelik bir eğimle önce piramidin taş yapısı içinden, sonra da altındaki kaya zeminin içinden aşağı doğru inen bir geçitti. Araplar aşağıya doğru eğimli olan geçidin tersine yukarı doğru zorlukla ilerleyerek sonunda ‘Gizli Girişi’ keşfettiler. Daha sonra da aynı tünelden aşağı doğru inerek piramidin en dibindeki ‘Yeraltı Odasına’ ulaştılar. Bu odada hiçbir şeye rastlamadılar. Odanın en dibinde daracık bir tünel vardı. Tünele girdiler ama burası 15 metre ilerde kör bir duvarla bitiyordu. Yeraltı odasının zemininde bir de kuyu bulunmaktaydı. Ancak kuyu 9 metre aşağı indikten sonra burada bitiyordu.

Araplar geri dönüp geçite düşen taşları buldular. Bu taşın kırmızı granitten olan bir başka taşın önünü kestiğini fark ettiler. Uzun çabalardan sonra bu tünele de girdiler. Tünelin içinde ilerlemeye başladılar. Bir süre sonra önleri yine granitten yapılmış iki tıkaçla kesildi. Granitten yapılmış bu tıkaçları aşmak oldukça zor oluyordu. Günler süren uğraşlardan sonra granit tıkaçlardan birini aşıp bir ‘Çıkış Geçidine’ ulaştılar. Bu tünelin sonunda yine bomboş bir oda buldular. Araplar kadınları eğik tavanlı mezarlara gömdükleri için buraya ‘Kraliçe Odası’ ünvanını verdiler.

450 yıl sonra ilk defa bir bilim adamı piramide adımını attı…

1270 yılı civarında Büyük piramit büyük depremlere maruz kaldı. Tarihi kayıtlardan anlaşıldığı kadarıyla Al-Mamun’dan sonra piramide girmeyi deneyen olmamıştır. Bunun en büyük nedeni büyük piramidin pek tekin bir yer olmadığına dair bir inancın yayılmış olmasıydı.

Bu yıllarda Abdul Latif isimli bir bilim adamı piramide girmeye karar vermiş ancak tam gireceği sırada bayılmış kalmıştır. Böylelikle Büyük piramide yönelik tekinsizlik inancı da artmıştır. 1638 yılına kadar da piramidin bilinen başka bir ziyaretçisi olmamıştır.

1638 yılında İngiliz Astronom ve Matematikçi John Greaves, Büyük piramide ilk adım atan bilim adamı oldu. Amacı piramidin içinde olabileceğini düşündüğü bir takım astronomik kayıtlara ulaşmaktı. Kral Odasına vardığında o da bir zamanlar Al-Mamun’un adamları gibi boş bir lahitle karşılaştı. Böylesine devasa bir yapının sadece boş bir lahidi örtmek üzere yapılmış olamayacağını düşündü.

Araştırmaları sırasında Al-Mamun’un adamlarının bulamadığı yeni bir bölüm keşfetti. ‘Büyük Galeri’nin rampası üzerinde rastladığı bir taş bloğu kaldırınca, doğrudan piramidin derinliklerine inen kuyuya benzeyen dik bir tünel buldu. 18 metre derinliğe kadar indi. Burada tünel küçük bir oda şeklinde genişliyordu. Bugün buraya ‘mağara’ denilmektedir. John Greaves Piramit’in boyutlarını da tespit etmeye çalıştı ve bunun bir matematik mucizesi olduğunu ilk kez o fark etti.

Elde ettiği ölçümlerle o devrin bilim adamı olan Isaac Newton’da yakından ilgilendi ve bu konuda Newton, bu yapının sıradan bir yapı olmadığıyla ilgili bir tez hazırladı.

19.yy’ın başında Kaptan Caviglia, Piramidin içine yerleşip orada uzun süren araştırmalar yaptı. Kaptan Caviglia daha önce John Greaves’ın bulduğu kuyunun 18 metreden daha aşağı doğru devam edip ‘İniş Geçidi’yle birleştiğini tespit etti. 1836 yılında kendisine katılan Albay Howard ile birlikte üç oda daha buldu.

Albay Howard piramidi belirli bir eğimle dıştan içe kat ederek ‘Kral Odası’nın dışarı açılan iki adet ‘Hava Kanalı’nı ortaya çıkarttı. Bu kanallar temizlenince oda sürekli olarak temiz hava almaya başladı ve 20 derecelik sabit bir ısıda kaldığı gözlemlendi.

20.yy’da en sansasyonel bulguları dünyaca ünlü araştırmacı yazar Eric Von Daniken yayınladığı ‘Tanrıların Arabaları’ isimli kitabıyla duyurmuş ve Büyük Piramidin normal yollarla inşa edilemeyecek bir yapı olduğunu olsa olsa bunun uzaylılar tarafından inşa edilebileceğini ileri sürer. Günümüzde Keops’un uzaylılar tarafından değil ancak günümüz teknolojisiyle de yapılamayacağı kesin olarak bilinir. Büyük Piramit’in bütün sırları çözülmüş de değildir. Hala girilemeyen bölümleri vardır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*